Benim en büyük şansım genç yaşımda karşıma çıkan ve elimi 28 yıldır bırakmayan yol arkadaşım. Hayattayken,  yanı başımızdayken sevdiklerimizin kıymetini biliyor muyuz? Pandemi döneminde boşanma oranı yüzde 3-4 kat artmış. Birlikte yaşama sanatını beceremeyenler için hiç de şaşırtıcı değildir bu gerçek. Öyle çiftler görüyorum ki, birbirlerine tahammülsüz. Dışarıda melek gibi adam ve kadın. Birlikte olduklarında çekilmez oluyorlar. Birbirinin açığını arayıp, ilk fırsatta küçük düşürmeye, eleştirmeye, aşağılamaya başlıyorlar. Nasıl oluyor da bir insan en yakınına, en sevdiğine böyle davranabiliyor? 

 Hz. Mevlana'nın yedi öğüdünü bilirsiniz. Onlardan biri de "Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol". “Başkası” olmayan sevdiğinin bile kusurunu neden örtemez ki insan. Özellikle başkalarının yanında mahcup eden, sürekli bir hatasını bulup yüzüne vuran çiftleri gördükçe çok üzülüyorum. İnsan sevdikleri kırılmasın, gücenmesin diye uğraşmaz mı? Her insan saygı duyulmaya değerdir, hele ki bu senin eşin, çocuğun, ana ve baban ise. Hep kötü yanlarını sayıp döktüğünde elimize ne geçer ki, kin, nefret ve sevgisizlik dışında. 

Bu Dünyada kendimiz yaratıyoruz Cennetimizi de Cehennemimizi de. Hangi yolu seçtiğimiz önemli, içimizdeki hangi duyguyu beslediğimiz. Sevgi enerjisini mi nefret enerjisini mi? Bir hikaye anlatacağım size, belki daha önce de duymuşsunuzdur;

Yaşlı Kızılderili reisi ve torunu kulübelerinin önünde oturmuşlar, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, öteki siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendisini bildiğinden bu yana o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin neden ikinci köpeğe gereksinim duyduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

Torununun bu yöndeki sorusunu, yaşlı reis bilgece bir gülümsemeyle yanıtladı: "Onlar benim için iki simgedir yavrum." dedi; "Biri iyiliğin, öteki kötülüğün simgesidir. Aynen bu köpekler gibi, iyilik ve kötülük de içimizde sürekli bir savaş içindedir. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için sürekli yanımda tutarım onları."

Çocuk sözün burasına bir nokta koydu; "Onların arasında bir savaş varsa, kazananı, kaybedeni de olmalı" dedi; yeniden sordu: "Dede, sence hangisi kazanıyor bu savaşı?"

Reis, şu yanıtı verdi: "Benhangisini daha çok beslersem, savaşı o kazanır."

Yol yakınken savaşı kazananın iyilik, güzellik ve sevgi olması için gayret etmeye ne dersiniz?