Dr. Özlem Cankurtaran’ı ünlü sanatçı Zülfü Livaneli “çölde bir nehir gibidir” diye tanımlıyor. O benim için ise, neşeli, zeki, mavi gözlü, güzeller güzeli lise arkadaşım Özlem Öztürk. Ünye’nin çok sevilen şahsiyetlerinden Avukat Hasan’ın kızı, on parmağında on hüner olan Sıla’nın kardeşi, çok hoş ve zarif Tuna Hanımın kızı. Üniversite okumak için Çapa Tıp Fakültesi’ne İstanbul’a gittiğinde birbirimizden koptuk ancak, onun başarılarını ve hayat mücadelesini hep hayranlıkla izledim. O bir cerrah, göğüs cerrahı ve şu anda Acıbadem Maslak’ta sağlık danışmanı, ÇABA Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve YouTube Kanalında Cankurtaran Bilgiler paylaşıyor, İnstagram Canlı yayınlarında bir çok değerli ismi ağırlıyor.

Röportaj teklifimi hemen kabul eden benim canım arkadaşım Özlem'e teşekkür ediyorum. O kadar işi gücü arasında bana vakit ayırdı ve hemen dönüş yaptı. Yüzü gibi kalbi de güzel bir kadın o. Hayata bakışı, dimdik duruşu, her zaman pozitif olması takdire şayan. Tam da örnek alınması gereken kadınlardan Özlem. Çok şanslıyım bu güzeller güzeli kadının arkadaşıyım.

Senin hikayen aşk dolu ancak, bir o kadar da mücadele dolu olmuş. Hasta ve hasta yakını olarak yaşadığın bu tecrübeler seni nasıl değiştirdi, neler öğrendin bu süreçte?

Çok genç yaşta hastalıkla tanıştım. Hayatımın en güzel dönemiydi. Göğüs cerrahisi asistanlığımın son senesiydi, çok âşıktım, her şey çok yolundaydı. Hasta olduğumu öğrenince duyduğum ilk his büyük bir şaşkınlık, sonraki his ise Cüneyt beni terk eder mi korkusu. Sonra şükrettim ailemden başka birinin değil de benim başıma geldiği için. Türkiye’de tedavisi mümkün değildi ve Cüneyt beni hemen Amerika’ya götürdü. Annemle babamı uzak tutmaya çalıştık. Bir çok şeyi söylemedik. O kadar ki babam işi gücü bırakıp gezdiğimizi düşünmüş. Sıla, Cüneyt ve ben çok iyi bir takım olduk. Ben onların işlerini kolaylaştırmak için elimden geleni yaptım. Çok uyumlu bir hasta oldum. Bir yandan da onlara çok üzülürdüm çünkü hasta hastalığıyla mücadele ediyor ama yakınlarınız size can vermek istiyorlar ama ellerinden bir şey gelmiyor. Ben iyileşip Türkiye’ye geldikten bir süre sonra Cüneyt’in hastalığı başladı. O zaman gördüm ki, hasta yakını olmak tahmin ettiğimden de zormuş. Hasta olmak daha kolaymış. Hayatın kıymetini hep bilirdim ama belki anın kıymetini o kadar bilmiyordum. Daha anda yaşamayı öğrendim. Ertelememeyi, beklememeyi, mutluluğun her koşulda bir seçim olduğunu öğrendim. Çok zordu ama bir taraftan ne kadar şanslı olduğumu, müthiş bir sevgiyle sarılı olduğumu gördüm.

RÖPORTAJIMIZIN tamamını fatmaerdem.com'dan okuyabilirsiniz.

4 Yorumlar


  1. Ropörtajın tamamını okudum. Özlem Hanım asaleti ile, zarafeti ile, sabrı, azmi ve pozitif enerjisi ile örnek alınası bir kadın. Yüce gönüllü, yüreği sevgi dolu, üretken ve paylaşımcı. Onun gibi rol model insanlara ülkemizin ihtiyacı çok. Mutluluk bir seçimdir cümlesini çok beğendim ayrıca. Seçimlerinin ona her zaman ışık tutması dileklerimle...

    Bu güzel ropörtaja sağladığınız katkılar için size de çokkkkk teşekkürler, sevgiler 😊🌺🤚

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben bu güzel yorumunuza çok ama çok teşekkür ediyorum Yıldız
      Sağol Varol
      sevgiler

      Sil
  2. Hayatı böyle dolu dolu yaşayan güçlü kadınlara bayılıyorum. Yaşam enerjisi veriyorlar bana :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ne mutlu bize
      yaşam enerjimiz sonsuza dek sürsün

      Sil