Sinan Canan'ın İFA-Beden Kitabını yeni bitirdim. Çok sevdiğim yerlerinden alıntılar yaptım. Çok ilginç hususlara değiniyor kitapta. Fabrika Ayarlarımıza nasıl döneceğimiz konusunda.  Kulağımıza küpe olması gereken açıklamaları etkileyiciydi. Evrim hakkında verdiği ayrıntılı bilgiler ise oldukça ilgi çekiciydi. "Modern insan yani Homo sapiens sapiens, homo cinsine ait; hominidler ailesinden, primatlar takımından, memeliler sınıfından, kordalılar şubesinden ve hayvanlar aleminden bir canlıdır. tersinden söylersek, insan; hayvanlar aleminin kordalılar şubesinin memeliler sınıfına ait primatlar takımının hominid denen ailesi içinden homo cinsindeki bir canlıdır."

Bedenimizin zihin kontrolünü nasıl  ele geçirdiğine dair bir örnek; Güneşli havalarda genellikle sinirlenmeye daha yatkın olduğumuza dair bir gözlem vardır. Bir araştırmaya göre, eğer güneş gözlüklerimizi takacak olursak bu sinirlilik hali belirli oranda azalıyor. Güneşin parlaklığından dolayı gözümüze giren ışık miktarını sınırlayabilmek için sürekli kaşlarımızı çatarız. Kaşların çatılmasını sağlayan yüz kası hareket örüntüleri ise beyne aynı zamanda olumsuz bir durum olduğu sinyalini gönderir çünkü bu tip bir yüz şekli, kızdığımız zaman da sıklıkla yüzümüze yerleşiverir. Beyindeki duygusal devreler böylece yüzden aldıkları geri bildirime bağlı olarak "savaş yahut kaç" sistemini faaliyete geçirebilecek bir duyarlılık noktasına gelir. Sonuçta beynin uyarılma düzeyinde bir artış olur ve ufak mevzularda bile insanlar daha kolay sinirlenebilir. 

Sorunlarına çözüm bulamayan, ders çalışırken sıkılan yahut bir şekilde içi daralan, kendini depresif hisseden bir çok insan çoğu zaman bilinçsizce kalkıp odasının içinde veya dışarıda yürümek için harekete geçer. Bu otomatik tepki, beyni uyandırmakla ve hareketin beynimize gönderdiği sinyaller aracılığıyla zihinsel sistemimizin daha iyi çalışmasını sağlamakla ilgilidir. Fakat bu basit bağlantıyı unuttuğumuz düzeyde de zihinsel melekelerimizde bir daralma yaşamamız kaçınılmazdır. 

"Mükemmelin iyiyi öldürmesine izin verme!" sözü, aşırı zihinsel odaklanmanın fiziksel faaliyeti engellediği durumlar için bir uyarı niteliğindedir. Yani mükemmelini yapacağım diye sürekli düşünüp hiç faaliyete geçmeden nice fırsatlar, hatta ömürler kaçıran insanlar çoktur. O yüzden bir yerden başlayıp "yapmak" başarmanın en önemli şartıdır. Yeni ve devrimsel bir şeyler yapmak için de zihinsel kurgular kadar fiziksel olarak harekete geçmek, dünyayı tanımak ve bu tanışıklıkla yeni fikirler üretmek, anahtar öneme sahiptir.

Sağlık, bütüncül bir "barış "halidir. Bu barışın içinde birbiriyle uyum içinde çalışan sistemlerimiz, yaşamdaki tüm iniş çıkışlarda, üzüntüde ve neşede en optimal düzeyde çalışarak, değişen koşullara en uygun biçimde uyum göstermemizi sağlamalıdır. Sadece belli koşullar sağlandığında, sadece aynı dar rutin içerisinde "iyi hissedebilen" bir insan, sağlıklı değil "bağımlı"dır. Sağlık hali, hayatta karşımıza çıkabilecek farklı koşullar içinde dahi hem zihinsel hem de beden sağlığımızı sürdürebilecek bir uyum düzeyinde yaşayabilmektir.

Açlık hissi bedenimiz için en faydalı ve ucuz iyileştirme yöntemlerinden birisi olabilir. Uzun süre örneğin 7-10 saat kadar besin alınmadığı takdirde tetiklenen açlık durumu karmaşık bir süreçtir. Fizyolojik yapımız hakkında öğrendiklerimiz, uzun süreli açlığın aslında bizim için ne kadar önemli bir fırsat olduğunu kanıtlar biçimdedir. Uzun zaman yiyecek almadığımızda, öncelikle sindirim sistemimizde bir boşalma gerçekleşir. Mesela bütün gün aç kaldığınızda "karnınızın guruldaması", mide ve bağırsaklarda uzun açlık dönemlerinde başlayan ve "göçücü motor kompleks" dene özel bir hareket refleksinin kasılmaların sonucudur. Bunun faydası bağırsaklardaki bakteri birikimlerini engelleyerek, zararlı olabilecek bakterilerin aşırı üretimini sınırlamaktır, bu hareket dalgaları ile bakteriler dışkı yoluyla bedenden atılır. Böylece sindirimin, bir sonraki yemeğin ardından daha kaliteli olması da sağlanmış olur.                                    

Tıbbi istatistikler ortalamalar bize kendimiz hakkında  çok az şey söylerler. Tıbbi parametre değerlerimizi belli bir orana çekmek için harcayacağımız çabayı, daha bilinçli, daha neşeli, daha doyum içinde ve daha dikkatli bir hayat yaşamaya harcarsak, ortalamalardan endişelenmemize de gerek kalmayacaktır.                                                                                              

İnsanın Fabrika Ayarları; beklenmedik, sürprizli ve hafif stres yaratan her şey bizi bir şekilde hem bedenen hem de zihnen geliştirecektir. Buradan fabrika ayarlarımıza dönüşümüze dair bir ipucu daha çıkar; günlük rutinimizi keyfimize göre biraz bozmak iyi fikirdir.       

6 Yorumlar

  1. Seri halinde 3 kitap herhalde sepete ekledim.

    YanıtlayınSil
  2. Çok ilginç bilgiler. Kitabı merak ettim:)

    YanıtlayınSil
  3. güneşli havalarda içimi sevinç kaplar benim ama kendimi bildim bileli güneş gözlüğü kullanıyorum demek ki ondanmış

    YanıtlayınSil