Görsel-Google

“Babacım şu kollukları takalım”, “annecim darı ister misin?” “dayım hadi top oynayalım” “abim peşimden gelme”

Tüm bu cümleler küçük bir çocuk tarafından babasına, annesine, dayı ve abisine söylenmiyor maalesef, bu hitabı kullananlar yetişkinler. Küçük bir çocuğa herkes farklı bir şekilde hitap ediyor. Çocuğun yerinde olsam kafam karmakarışık olurdu ve şöyle düşünürdüm; “bu teyzenin annesiyim, bu amcanın babası, bu abinin dayısı, şu hırçın oğlanın da abisiyim”

Ayşe Kulin son kitabı Hazan’ın bir yerinde bu konuya dikkat çekiyor. Seksenli yılların sonunda bir dizide, annelerin erkek çocuklarını annecim, babaların da kızlarını babacım diye çağırmalarından sonra bu hitabın herkes tarafından kullanıldığından ve işin çığırından çıktığından bahsediyor. Çocuğun bir aile toplantısında aynı akşam, amca, hala, enişte, yenge, teyze, abi, abla olması sizce de garip değil mi? Bu şekilde hitap edilen çocuklar kimlik karmaşası yaşamazlar mı? Çocuklara bu şekilde hitap doğru değil, sağlıklı değil, güzel değil, mantıklı değil.

Mutlaka sizler de arada bu şekilde hitap ediyorsunuzdur sevdiklerinize, belki bu yazıdan sonra seslenmeden önce bir an düşünürsünüz. O benim kızım, annem değil diye!

Bu konuda Psikolog Nihal Akyıldız’ın söylediklerine kulak verelim;

Ne oluyor bu ebeveynlere? Çocuğunuza koyduğunuz isme ne oldu? Oğlum, kızım, yavrum gibi sıfatlar nereye gitti? Dünya bu kadar tersine giderken bu durum o kadar da önemli bir konu mu diyebilirsiniz. Ancak çocukların gelişimi için oldukça önemli bir konu; çünkü çocukların gelişim halkasına zarar veriyor ve çocuklara yazık oluyor!

Eskiden anne baba otoritesi altında pasifize edilen nesiller yetişirken şimdi de eşitlik, sevgi adına kendi yetişkin konumunu görmezden gelen bir nesil oluştu. Çocuklarımıza; annecim, babacım, aşkım… gibi hitap etmekle ne zararlar verdiğimize bakalım mı?

5 yaşında bir çocuk olduğunuzu ve ebeveynlerinizin size; annecim, babacım diye hitap ettiğini düşünün. Kendinizi güçlü ve güvende hisseder misiniz? Büyük olasılıkla hayır! Anne babanın çocuğuna mutlak vermesi gereken şey; kendini güven içinde hissetme duygusudur. Bir üst konumdaki kişinin varlığını hissederek, çocuk – insanoğlu kendini güvende hisseder. Güven içindeki çocuk sağlıklı gelişir. Bu beslenme ve sevgi ihtiyacı ile birlikte çok önemli bir ihtiyaçtır.

Ayrıca yaşları gereği; somut öğrenme döneminde olan çocukların kafaları karışıyor ve kavram kargaşası yaşıyorlar. Ben neden annemin annesiyim, neden babamın babasıyım diye düşünüyor? Bu durum onların size; ‘yavrucuğum, oğlum, kızım’ demesi gibi bir şey. Ne kadar absürt değil mi? Siz de onlara; olmayan rolleri üzerinden hitap etmemelisiniz. Bir diğer zarar çocuğun model alması konusudur. Çok önemli bir öğrenme şekli olan; model almada / özdeşim kurmada ilk modellerimiz anne babamızdır.

İyi anne babalık; kendini ona adamak, her dediğini yapmak, çocuğu sevgiye boğmak, (böylece hep beni sevsin) hiç çatışma yaşatmamak, hep size bağımlı kılmak, biz arkadaşız, …… demek değildir.

Anne babalık; sanki siz hiç yokmuşsunuz gibi ayakları üstünde durabilen, kendi kararlarını verip, sonuçlarını yaşayabilen, yaşına uygun sorumlulukları yerine getirebilen, hayata karşı kendi normlarını oluşturabilen, hayatı iyisiyle kötüsüyle bir potada eritebilen çocuklar/nesiller yetiştirmektir.

Ödülü de; size bağımlı değil, bağlı evlatlar yetiştirmiş olmaktır.

ÜNYE KENT GAZETESİ KÖŞE YAZIM