Şubat ayı boyunca her gün yazı yazacağımız bir Meydan Okuma Başlattı Ezgi 

Yedinci Gün:

En çok neyi özlüyorsun bu hayatta hiç düşündün mü ?

Karadeniz'in şirin sahilinde yer alan Ünye'de  geçti çocukluğum. Ünye'nin yokuşlu  sokaklarından birindeydi benim de doğup büyüdüğüm ev. Arnavut kaldırımlı, iki yanı çam ağaçları kaplı o gölgeli yokuştan aşağı koşmak benim en büyük zevkimdi. Koşarken ayağım takılıp düştüğüm ve dizimi kanattığım da olmuştu. Ancak rüzgarın o serin nefesini yüzümde saçlarımda hissederek, yokuş aşağı koşmaktan hiç vazgeçmedim. 
Ben en çok o çocuksu heyecan ve enerji ile yokuş aşağı koşmayı özlüyorum. 
Ünye'de pazar sabahları kahvaltıda Yağlı (Yavlu) yenir. Yağlı dediğim bildiğiniz Karadeniz Pidesi.  Sabah erkenden kalkan anne , bolca soğanlı kıyma kavurur. Bir taraftan da süt çökeleğine yumurta kırar kızdırdığı tereyağı da kattı mıydı, yağlının peynirli iç harcı hazırdır. Baba ise çocuklar uyanmadan hazırlanan iç harcını alıp çarşı fırınına götürür. Fırında sıra olmuştur, akşamdan içine verenler, babadan önce gidip sıraya girenler. Fırıncı maharetli ve artık otomatikleşmiş bir maharetle sırayla akşamdan hazırladığı mayalı hamuru ile Yavlu'ya çevirir. Biz balkonda babamı sımsıcacık, mis kokulu yağlılar elinde yokuşun başında gördüğümüzde, annem çayı demlemiş sobanın üzerine almış, kahvaltı masasını kurmuş olurdu. "Hayırlı sabahlar Muharrem Abi, yavlu mu yaptırdın" diyene bir parça vererek eve gelmesini kapıyı açık beklerdik.
Ben en çok babamın pazar sabahları yaptırdığı Yağlıyı özlüyorum.