Doğumlara nasıl da sevinip, mutlu oluyoruz,
Allahın bir mucizesi, bize verdiği bir armağan gibi görüyoruz bebeğimizi,
Onu en iyi şekilde büyütmek yetiştirmek oluyor tek amacımız,
Yaradanın hiç yoktan var ettiklerinin ölümlü olduğunu çoğu zaman unutuyoruz,
Ölüm geldiğinde de aniden yüzümüze bir şamar yemiş gibi oluyoruz,
Bir gün öleceğimiz gerçeğini bilerek doğuyoruz,
Ancak yaşarken hiç bir şekilde ölümü konuşmaya yanaşmıyoruz,
Hasta da olsak sanki hiç ölmeyecek gibi planlar programlar yapıyoruz da,
Bir gün ölürsek diye bazı şeyleri planlamıyoruz,
"Ben gidince kim ne yaparsa yapsın" diye mi düşünüyoruz acaba ?
Değişik, ilginç, nevi şahsına münhasır bir insandı benim babam,
2014 yılının son aylarında elinde bir dosya ile geldi ve bana uzatıp,
"Ben öldükten sonra yapılacaklar bu dosyanın içinde, sen bir ara bunu temize çekiverirsin" dedi,
Abim de yanımızdaydı, o hemen "ne diyorsun baba, şimdi bunları konuşmaya ne gerek var" diye şaşkınlığını belli etti,
Ama babamın bu tip şeyleri çok doğal karşıladığını ve okumamızı istediğini bildiğim için,
Yazdığı vasiyeti ve vefatından sonra evin kapısına asılmasını istediği fotoğraflı mektubu sesli okudum,
Babam ise gayet doğal, bir de yazılanları bize açıkladı,
İnançlı biri olarak ölümün de, yaşam gibi doğal bir süreç olduğunun farkındaydı,
Son üç yılında hastalıkları ile mücadele etmiş biri olarak,
Allah'ın tecellisi olarak, ölümün ne zaman geleceğini bilmiyordu ama hazırlığını da yapıyordu,
Hayata bağlılığı, yaşam enerjisi hiç bitmiyordu bunun yanısıra,
O bize hem yaşamın, hem de ölümün nasıl güzel karşılanacağını öğretti,
Biliyorsunuz son yolculuğa uğurlanırken sadece bir soru soruyor imam "Hakkınızı Helal Ediyor musunuz?"
İşte bu tek soruyu düşünerek kul hakkı almadan yaşamak, iyi insan olmak, ardından güzel anılmak hedefiyle yaşamak nasip olsun herkese,
Babamı da içten söylenen tek bir cümle "Helal Olsun" diyerek uğurladık,
O da herkese hakkını helal etmişti giderken....
Fotoğraf: Babam ve Ben/ Yıl:1970/ÜNYE