Onu Koru
Geçen günlerde sosyal medyada
Doktor Ömer Özümer’in paylaşımına denk geldi. “Herkes konuşuyor ama kimse
dinlemiyor. Herkes bakıyor ama kimse görmüyor. Herkes ‘iyiyim’ diyor, kimse
‘iyi misin gerçekten?’ diye ikinci kez sormuyor,” diyor. Ne kadar tanıdık,
değil mi? Son zamanlarda herkes kendi dünyasında, kendi âleminde yuvarlanıp
gidiyor sanki.
Doktor Özümer yazının devamında,
“Bir ağacın altında oturmayı vakit kaybı sayıyoruz. Denize bakarken bile
telefonu çıkarıyoruz. Yemeğin tadına varmadan fotoğrafını koyuyoruz. Sevdiğimiz
insan yanımızdayken başkalarının hayatını seyrediyoruz,” diyor.
Gerçekten yaşam bu muydu?
Kendi içine bakmak, üretmek,
çevrendeki insanlarla etkileşim hâlinde olmak, küçük esnafa gidip hâl hatır
sormak, alışveriş yaparken onun hayat hikâyesini dinlemek, bir organik sirke
alacakken dükkândaki diğer ürünlerden de alıp onun siftah yapmasını sağlamak...
Bizler ne zamandır bu tür insani
değerlerimizi görmez olduk?
“Dakikada 70 kere kasılıp kanı
dolaştırması, onun bütün hikâyesini anlatmaz. Çünkü bazı kalpler anatomik
olarak sapasağlamdır ama içinde kimse yaşamıyordur. İşte tıbbın MR’da
gösteremediği yer tam da burasıdır. Bir insanın laboratuvar sonuçları mükemmel olabilir;
böbreği güzel, tiroidi şahane, karaciğeri terbiyeli... Ama kuş sesine dönüp
bakmıyorsa, bir şiirde boğazı düğümlenmiyorsa, yaşlı bir insanın yalnızlığını
fark etmiyorsa, sevdiğinin yüzündeki küçücük değişikliği göremiyorsa, orada
vitamin değil, biraz insan eksiktir,” diyerek insani değerlerimizin ne kadar
önemli olduğuna dikkat çekiyor Doktor Özümer.
Beni en etkileyen kısmı da
yazısındaki şu kıyaslamalar oldu:
“Çocukken taşların altında böcek
arardık. Şimdi insanların açıklarını arıyoruz.
Eskiden yıldızları sayardık. Şimdi
takipçileri.
Medeniyet ilerledi. İnsan biraz
geriden geliyor.
Belki de dünyayı kurtarmak denilen
şey, sandığımız kadar büyük başlamıyor.
Bir ormanı tek başına
kurtaramayabilirsin. Ama bir ağacın gölgesinde beş dakika susabilirsin.
Savaşları durduramayabilirsin. Ama
evine taşıdığın öfkenin zincirini orada kesebilirsin.
Bütün dünyaya merhamet
dağıtamazsın. Ama garsona, hemşireye, temizlik görevlisine, sokaktaki hayvana,
yaşlı komşuna nasıl davrandığına dikkat edebilirsin.
Çünkü insanlık büyük nutuklarda
değil, kimsenin görmediği küçük davranışlarda belli olur.
Hâlâ bir şarkının ortasında
susuyorsan,
Denizi görünce beş saniye
dalıyorsan,
Bir çocuğun kahkahası iyi
geliyorsa,
Bir ağacın kesilmesine üzülüyorsan,
Sevdiğin insan uyurken yüzüne bakıp
‘İyi ki varsın, yavrum,’ diye içinden geçiriyorsan,
Korkma.
İçinde hâlâ yaşayan bir yer var.
Onu koru.”
Yararlanılan kaynak: Doktor Ömer
Özümer

0 Yorumlar