Evlat
Yapay Zeka, ChatGPT tarafından yazıma oluşturduğu görselleri sevdim.
Hoşunuza gitti mi sizin de?
Evlatlarımızın
Yaradan’ın bize emaneti olduğunu düşünüyorum. Bir bebeğin doğumu mucizedir. Bu
mucizeyi bize bahşeden Yaradan, dünyanın en güzel hediyesini veriyor biz ana
babalara. Öte yandan evlat sahibi olmak için yanıp tutuşan, çok güzel anne-baba
olacağından emin olduğum bazı ailelere de bu mucize bahşedilmiyor. Söyleyecek
bir söz bulamıyorum tabii ben bu duruma; Yaradan’ın takdiri.
Bir
bebeğin büyümesi için ne büyük bir emek veriyoruz. Eğitimi, ruh ve beden
sağlığı en önemli mevzuumuz oluyor. Hayat onların etrafında dönüyor bizler
için. Elimizdeki en iyi imkânları onların yetişmesi, vatana millete hayırlı
birer evlat olmaları için sunuyoruz.
Pazartesi
günü okullar açılıyor. Mini mini birler için bir hafta geride kaldı.
İlköğretime atılan ilk adım çok önemli. Sorumluluk sahibi olması, ödevlerini
yardım almadan yapabilmesi, okula kolayca alışması, önce ailede aldığı eğitimle
mümkün.
Ebeveynlik
hiç de sanıldığı gibi kolay bir mevzu değil. Keşke herkes ana-baba olmadan önce
bir eğitime tabi tutulsa. Herkes kendi ailesinden gördüğü şekilde veya tam
tersi, içinde kalanları çocuğunda uygulayarak, düşe kalka, el yordamıyla
yetiştiriyor bu hazineleri. Evet, her çocuk bir hazine.
Çocuklarımız
bizim bir uzantımız değil. Onlar başlı başına bir dünya. Doğduğu günden
itibaren öyle çok şey öğretiyorlar ki bize… Biz farkında bile olmuyoruz çoğu
zaman. O mu bizi eğitiyor, biz mi onu, bilemiyoruz.
“Her
çocuk kendi kitabını yazıyor.”
Oğlum
doğduğunda, satır satır okuyup altını çizdiğim bebek bakımı ve eğitimi
kılavuzlarının işe yaramadığını görünce bu farkındalığa vardım. Ana-baba olarak
edinmemiz gereken en büyük beceriler; sabır, geniş bir hoşgörü, sakin
kalabilmek, sınır koymak, “hayır” diyebilmek, sorumluluk vermek, koruyucu
ebeveynliğin ucunu kaçırmamak… Sevgimizi ve hassasiyetimizi silah olarak
kullanmasına müsaade etmemek.
Zor
iş vesselam, doğru düzgün bir “İnsan” yetiştirmek.
Hatalar
yapıyoruz, birlikte büyüyoruz. Sonunda yetişkin olduklarında kanatlarını çırpıp
uçuyorlar yuvadan. O kondukları yerde örnek gösterilen davranışlar
sergiliyorsa, hayırlı bir evlat olduysa, halinden memnun, huzurlu bir hayat
sürüyorsa tutmayın artık o görünmez ipleri elinizde. Siz de özgürleşin, onlar
da içleri rahat atılsınlar hayata.
Bağımlı
evlatlar yetiştirmeyelim. Her işlerine karışıp onları sürekli eleştirmeyelim.
Destekleyelim, yüreklendirelim, takdir edelim. Bakın, göreceksiniz, ana-babanın
takdirini alan bir evlat nasıl parlayacak hayat sahnesinde. Artık onu kimse
tutamaz.
Başarılı
da olsa, başarısız da olsa, sizin elinizi omzunda hisseden evladınızın sırtı
yere gelmeyecek. Düşse de kalkmak için gücü sizin güven ve sevginizde bulacak.
Biri
otuz, diğeri yirmi yedi yaşında iki erkek çocuk annesinin yüreğinden dökülen
satırları okudunuz.
Çağımızda
çocuk yetiştirmenin, onlarla iletişim kurmanın ne kadar zor olduğunu
gözlemliyorum. Yapay zekânın, sosyal medyanın, dijital platformlardaki
filmlerin ve içeriklerin gençlerin zihnini bulandırdığına, ebeveynlere karşı
zorbalığa varacak ölçüde tepkili davrandıklarına şahit oluyorum. Onlara
ulaşmanın muhakkak yolunu uzmanlar söylüyorlardır. Kendimiz beceremiyorsak
yardım almanın faydalı olacağını düşünüyorum.
Güzel bir gelecek, yaşanabilir bir dünya için iyi yetişmiş bir nesle ihtiyacımız var. Bir hazine değerindeki evlatlarımıza sahip çıkalım. Onlar bizden aldıkları bayrağı en yukarılara çıkaracaklar, buna eminim.

0 Yorumlar