“Anlarsa uzağım yakınımdır, anlamazsa yakınım uzağımdır,” İsmail Fakirullah 

İrem Uzunhasanoğlu’nun romanı “Uzak Bir Masal”da okuduğum bu cümle beni epey düşündürdü. Anlaşılmayı, görülmeyi, takdir edilmeyi kim istemez? O nedenle değil midir sosyal medyada boy göstermelerimiz? Paylaştığımız fotoğrafa, videoya kaç beğeni aldı, kaç kişi görüntüledi diye sık sık telefon ekranına bakmalarımız hep bu yüzden. İnsanoğlunun belki de en büyük zaafı anlaşılma isteği, doğru bilinme arzusu, sevilme çabası… 

Birçok çifti gözlemliyorum; yan yana ama kilometrelerce uzaktaymışçasına yaşayan. Sanki aynı dili bile konuşmuyorlar. Birbirlerinin rakibi. Kim haklı, kim haksız? Sürekli bir mukayese ve mücadele içinde. “Evli, mutlu, çocuklu” maskesi altında kim bilir ne fırtınalar kopuyor. Aşk ve sevginin önünde tuttuğum bir değer var benim ilişkilerde; saygı. Onu kaybettiyse çiftler, sevginin de pek anlamı kalmıyor. En değerli varlığın; anne, baba, eş, evlat, can dostun. Eşin eğer saygı duymuyorsa, hareketleriyle bunu sana hissettirmiyorsa sevgisini sorgulamalısın. 

Beni en çok rahatsız eden de ilişkilerde, açık aramak. Mevlâna Celaleddin-i Rûmî'nin yedi öğüdünden biri olan, "Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol," öğüdü kulağımda küpedir daima. O kusurunu örtmen gereken başkası değil, eşin, çocuğun! Herkesin yanında sürekli eşini, çocuğunu eleştiren, açıklarını arayıp hemen lafı yapıştıran, sürekli bir yargılama ve öğüt verme içinde olanları görünce üzülüyorum. Dertleşeceğin dostun olur, anlatırsın, içini dökersin ama herkesin yanında bu tarz davranışlar hem karşınızdakini incitir hem de sizin değerinizi düşürür. 

Anlaşılmak ve hak ettiğin değerin bilinmesi kadar bu dünyada insanı mutlu eden başka bir şey var mıdır bilemiyorum. Gerçekten çok kıymetli bir husus. Benden size tavsiye; değer görmediğiniz, sizi aşağı çeken, anlaşılmadığınız yerde durmayın. Maalesef bazen insan kendi değerini bilemiyor ve başkalarının gözlerinde arıyor o değeri. Aslında bilsek ki Yaradan bizi özenip bezenerek yaratmış, yaşamaya layık bulmuş. Demek ki içimizdeki cevheri işleyip parlatmak görevi de bize verilmiş.

Sınırlarımızı korumalı, kendi değerimizi bilmeli, hayır diyebilmeli, takdir etmeli, güzel görmeli, her sözü şahsi algılamamalı; hayata farklı bir pencereden bakmalı. Aynı pencereden bakanlarla bir bardak çay içip sohbet etmeli. O sohbet sonrası içi hafiflemeli, kuş gibi hissetmeli, neşelenmeli, hayatı sevmeli insan.

 ÜNYE KENT GAZETESİ

0 Yorumlar