Moloz Müzesi
Hemşerilerim yine esprili kişiliklerini konuşturdular. Altı ay önce kaldırım genişletme projesi için Yalı Kumsalı’na getirilen molozlar kaldırılmayınca, burayı müzeye çevirmeye karar verdiler. Ünye Çevre Platformu üyeleri tarafından açılışı yapılan Moloz Müzesi, büyük ilgiyle karşılandı. Her bir taşın yanına onunla ilgili kısa bilgilendirme notları yerleştirildi. Açık hava müzesinde gerçekleşen hırsızlıkta çalınan taşlar olmadı; şaşırtıcı bir şekilde bu açıklayıcı notlar oldu.
Hırsızlık olayının ardından açıklama yapan Ünye Çevre Platformu sözcüsü Serap Ersöz, “Anlaşılan o ki, bu müzede en kıymetli şeyin taşlar değil, o taşların neyi anlattığı olduğu fark edilmiş. Hırsızlar da en değerli parçayı, yani bilgiyi alıp gitmişler,” diyerek bilginin, kültürün ve değerlerimizin önemine dikkat çekti ve önemli bir noktaya değindi.
Bu olay; akıl etmek, araştırmak, vizyon sahibi olmak, geçmişin değerini bilmek, doğayı okumak, yaşadığımız yerin kıymetini artırmak, korumak ve sahip çıkmak gibi insani değerlerimizi bir kez daha düşünmemize vesile oldu. Kaldırılmayı beklerken bir “müzeye” dönüşen molozlar, bize sadece bir ihmali mi anlatıyor? Yoksa halk bilgilendirilmeden, “biz yaptık oldu” anlayışıyla gelinen noktada, “Bu tepkiler dininceye kadar projeyi uyutalım; bir süre sonra yine bildiğimizi okuruz,” düşüncesinin bir yansıması mı? Oysa Yalı Kumsalı; doğal hâliyle, kumsaldaki kayıklarıyla, kum voleyboluyla, çocukların denize girip çıkmasıyla hepimizin zihninde, hatıralarımızın en güzel yerinde sıcaklığını koruyor.
Bugün ise karşımıza çıkan manzara şunu düşündürüyor: Doğayı güzelleştirmek adına yaptığımız müdahaleler gerçekten güzelleştiriyor mu, yoksa onu yavaş yavaş yok mu ediyor? Bir kumsalın değeri, üzerine dökülen betonla değil; korunabilen kumuyla, temiz kalan deniziyle, gölgesinde soluklanılan ağaçlarıyla ölçülür.
Rekreasyon; doğayı dönüştürmek değil, onunla uyum içinde var olabilmektir. Bir yürüyüş yolu yapılacaksa, bu yol kumun üzerine beton dökmeden yapılmalı. Bir oturma alanı oluşturulacaksa, ağaç kesmeden, gölgeyi çoğaltarak düşünülmeli. Çünkü doğa, üzerine eklenenlerle değil, korunabilen hâliyle güzeldir.
Çalınan notlar ise bize başka bir gerçeği hatırlattı: Asıl eksik olan bilgi değil, o bilginin hayata geçirilmesidir. Hepimiz neyin doğru olduğunu biliyoruz aslında; mesele, o doğruyu uygulayacak iradeyi gösterebilmekte.
Belki de bu “Moloz Müzesi” bize en önemli dersi verdi: Bir yeri güzelleştirmenin yolu, onu değiştirmekten değil; anlamaktan ve korumaktan geçer.
Bu olay; akıl etmek, araştırmak, vizyon sahibi olmak, geçmişin değerini bilmek, doğayı okumak, yaşadığımız yerin kıymetini artırmak, korumak ve sahip çıkmak gibi insani değerlerimizi bir kez daha düşünmemize vesile oldu. Kaldırılmayı beklerken bir “müzeye” dönüşen molozlar, bize sadece bir ihmali mi anlatıyor? Yoksa halk bilgilendirilmeden, “biz yaptık oldu” anlayışıyla gelinen noktada, “Bu tepkiler dininceye kadar projeyi uyutalım; bir süre sonra yine bildiğimizi okuruz,” düşüncesinin bir yansıması mı? Oysa Yalı Kumsalı; doğal hâliyle, kumsaldaki kayıklarıyla, kum voleyboluyla, çocukların denize girip çıkmasıyla hepimizin zihninde, hatıralarımızın en güzel yerinde sıcaklığını koruyor.
Bugün ise karşımıza çıkan manzara şunu düşündürüyor: Doğayı güzelleştirmek adına yaptığımız müdahaleler gerçekten güzelleştiriyor mu, yoksa onu yavaş yavaş yok mu ediyor? Bir kumsalın değeri, üzerine dökülen betonla değil; korunabilen kumuyla, temiz kalan deniziyle, gölgesinde soluklanılan ağaçlarıyla ölçülür.
Rekreasyon; doğayı dönüştürmek değil, onunla uyum içinde var olabilmektir. Bir yürüyüş yolu yapılacaksa, bu yol kumun üzerine beton dökmeden yapılmalı. Bir oturma alanı oluşturulacaksa, ağaç kesmeden, gölgeyi çoğaltarak düşünülmeli. Çünkü doğa, üzerine eklenenlerle değil, korunabilen hâliyle güzeldir.
Çalınan notlar ise bize başka bir gerçeği hatırlattı: Asıl eksik olan bilgi değil, o bilginin hayata geçirilmesidir. Hepimiz neyin doğru olduğunu biliyoruz aslında; mesele, o doğruyu uygulayacak iradeyi gösterebilmekte.
Belki de bu “Moloz Müzesi” bize en önemli dersi verdi: Bir yeri güzelleştirmenin yolu, onu değiştirmekten değil; anlamaktan ve korumaktan geçer.
Belki de sormamız gereken soru şu: Yalı Kumsalı’nı bir projeye mi dönüştüreceğiz, yoksa onu hatıralarımızla birlikte olduğu gibi yaşatmayı mı seçeceğiz?








0 Yorumlar