Yaradan'ın İpine Tutun
İlgen İlden, manevi bir rehber ve yaşam koçu olarak bizleri yol arkadaşlığına davet ediyor. Instagram’da izlediğim bir videosunda, “Kalbin sıkıştıysa, daraldıysan, her şey üstüne üstüne geliyorsa, ‘İnşirah Suresi’ni tam da bu zamanlar için okuman gerekiyor,” diyor. Hepimizin duymamız gereken o cümleyi hatırlatıyor: “Her zorlukta bir kolaylık vardır.”
Kendini tanıtırken; gazetecilikten halkla ilişkilere, yaşam koçluğundan maneviyata doğru evrilen ve derinleşen bir yaşam yolculuğunun içinde olduğunu söylüyor. Öyle doğal, güler yüzlü ve insanın içini ferahlatan videolar yayınlıyor ki onu daha yakından tanımak istedim.
İlgen İlden nerede ve nasıl bir ailede dünyaya gözlerini açtı?
İlgen başkentte 1980 yılında dünyaya geldi. Yaşamımın tümüne baktığımda en şanslı olduğum husus, sanırım muhteşem bir ailenin içinde doğmak. Kız kardeşimle aramda 1,5 yaş var, ikiz gibi yetiştik. Babam otoriter ancak sevgisini, ilgisiyle belli eden biriydi, 2002 yılında kaybettik babamı. Annem her daim arkadaş, her daim sevgi, her daim şefkat. Hep arkamızda, koca bir dağ yani. En büyük şanslarım.

HER ŞEY MADDE-MANA BİR’LİĞİNDE GÜZELLEŞİR
Hayat yolculuğunuzdan biraz bahsedebilir misiniz? Nasıl bir aydınlanma ya da bir kırılma yaşadınız da bu yolda yürümeye karar verdiniz?
Bu biraz bilinçli biraz da ruhun çekilmesiyle oldu diyebilirim. Her zaman Allah kelimesi dilimdeydi, daha küçük bir kızken bile. Dedem çok ilim kitabı okuyan ve ağzından dua eksik olmayan, dini yaşamına katmış, çok muhlis biriydi. Onun o ilim ve dua kitapları hep ilgimi çekerdi zaten. Dedem ve anneannem yaşamımda çok önemli kişilerdi, onların sıcacık sevgisi ve duayı hiç zorlamadan bizlere sevdirme gayretleri, bu yolda yürüme isteğimi daha küçük yaşlardan bana kazandırdı. Bir aydınlanma yaşadım mı? Aslına bakarsanız görmek isteyene her gün bir aydınlanma. Gün be gün, küçük küçük ama istikrarlı şekilde yürüdüm, hala yürüyorum bu yolda. Elbette çok hatam oldu, elbette dini terimle çok “günah” işledim ancak her zaman Yaradan tarafından korunduğumu, O’nun şefkatini hissettim. Bunda dualarımı kalple yapmamın önemini göz ardı edemem.:)
Bazı videolarınızı izlediğimde tasavvuf ve din eğitimi almış olduğunuzu düşündüm. Manevi açıdan kendinizi nasıl beslediniz?
Okuduğum kitapların tamamı (abartmıyorum tamamı) kişisel gelişim ve maneviyatla ilgilidir. Başka kitaplar hiç ilgimi çekmez, tam bir kitap kurduyum desem yeridir. Kişisel gelişimle başladı aslında yolculuğum, sonra kişisel gelişim “yetersiz, yüzeyde” gelmeye başladı ve daha derinleşmek istediğimi fark ettim. Sakın yanlış anlaşılmasın, hiçbir tekniği ya da bilgiyi küçümsemek değil amacım ancak şunun farkına vardım ki insan, hayatını kolay ve dünya malına bağlı kılmaya çok istekli. Hangi teknik, ibadet, ritüel uygularsanız uygulayın, eğer sizi bu dünyada daha fazla tutmaya sebep oluyorsa, işte orada mana eksiktir. Ancak evrende istisnasız her şey madde-mana bir’liğinde güzelleşir, dengelenir. Ben bunu, arzularımı kişisel gelişim teknikleriyle elde ederek ve sonrasında da hepsini tek tek kaybederek (hem de acı verici şekilde) deneyimledim. Orada anladım; evet kişisel gelişim çok önemli, ancak maneviyatla altı doldurulmazsa imtihan da olabilir. Bu nokta derinleşmeme sebep olan nokta idi, sonrasında maneviyat ve ilimde ilerleme gayretim ve arzum başladı. Eğitimlerim bu yöne evrildi.
RUHSAL REHBER YOLU KOLAY KILAR
Ruhsal rehber nasıl olunur? Sizin ruhsal rehberleriniz kimler oldu?
Ruhsal rehber en başta kendi ruhunu doyurmayı becerebilen olmalıdır. Aldığı bilgiyi cebine koyan değil, o bilgiyi hayatında ince ince işleyen kişidir. Asla “oldum ben” demeyen, hala son nefese kadar yolu yürüdüğünü kabul edecek idrakte olan kişidir. Aldığı eğitimleri, okuduğu kitapları, duyduğu kalbine yatan sözleri hayatına katmayan, ruhsal rehber olamaz. Çünkü bu bir yol arkadaşlığıdır. Navigasyon cihazını düşünün, size yolu kolay kılar. İşte ruhsal rehber de budur. Yolu kolay kılar size bir rehber. Peki bunu nasıl yapar? Sizi, kendisine bağlı kılarak değil, sizdeki potansiyeli açığa çıkarmak için size yardımcı olarak. Her insan eşsiz, biricik bir fıtratla ve tahayyül bile edemeyeceği bir potansiyelle yaratılmıştır. İşte bir ruhsal rehber, o cevheri açığa çıkarabilmeniz için size yol arkadaşlığı yapar, içinizdeki şifacıyı açığa çıkarmanız için size destek verir. Elbette ben de bu yolda birçok rehberle çalıştım, 4 sene bir bilgelik okulunda öğrencilik yaptım, bu 4 senenin 2 senesinde de eğitmenlik yaptım. O okuldaki rehberim, çok fazla bilinç ve kalp açılımına vesile oldu, bana gücümü hatırlattı. Selam üzerine olsun. :)
HAKİKATTE KİM OLDUĞUNU HATIRLA
“İlim ve bilimin birliğinde, ezoterik bilgilerle harmanladığım bilgiler eşliğinde eğitim veriyorum,” diyorsunuz. Eğitiminizin kapsamını biraz açabilir misiniz?
Bilgelik okulunda aldığım ve daha sonraki psikoloji-maneviyat-ilim alanında aldığım eğitimleri harmanlayarak kendi müfredatımı oluşturdum. Bu müfredatta, esmalardan ibadetlere, ritüellerden kadim geleneklere, nefes çalışmalarından rüya tabirlerine kadar geniş bir yelpaze var. Ancak amaç ortak; insanın hakikatte kim olduğunu hatırlatacak çalışmalar. Bu çalışmalar ve bilgiler, kişiye balık tutmayı öğretir, bir başka kişiye bağlı kılmaz. Çünkü kendi gücünü hatırlayan insan zaten kimseye bağımlı da olmaz.
Instagram sayfanızda Kur’an-ı Kerimden ayetlerle açıklamalar yaptığınız ve dua etmenin öneminden bahsettiğiniz videolarınız var. İnsan hayatında inançlı olmak ve Yaradan’a sığınmak neden önemlidir?
Burası imtihan dünyası, dünya dediğimiz gezegen bir ıslah okulu. Elbette sınavsız, Yaradan’ın torpil geçtiği kimse yok. Zor zamanlar hepimizin ortak noktası, bir acı, yas, sıkışıklık hepimizin istisnasız yaşadığı gerçeklikler. Ancak böylesi zamanlarda özellikle, kişi kendinden daha büyük bir güce ihtiyaç duyuyor çünkü bilincimiz daha ötesini görebilecek kabiliyette henüz değil. Kişi zor zamanlarda Yaradan’a daha çok bağlanıyor ne yazık ki, çünkü gerçekten görmesini bilene O’nun rahmeti hiç kesilmeden aralıksız akıyor. Böylesi zamanlarda da insan azıcık bir umut ışığı bulunca işin içinden daha kolaylıkla çıkıyor. Ancak elbette bu “sığınmanın” sadece zor zamanda değil, her daim kalbimizde ve hatırımızda olması önemli. Bunu bir anladık ve her daim şükür halinde olduk mu, o çoook uzaklarda aradığımız, gitmeyi arzuladığımız cennet hali, bu dünya üzerinde de inşa ediliyor.

GAYRET GÖSTEREN HERKES, MUCİZENİN TA KENDİSİ
Eğitimlerinize katılanların ortak amacı ne oluyor? Eğitimleriniz sonrasında nasıl bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyorlar?
Herkesin ortak amacı, işin içinden çıkmak. :) Öylesine sıkışık zamanlardan geçiyoruz, üstümüze üstümüze geliyor ki her şey, insan da tabi istemsizce ve haklı olarak “buradan çıkmalıyım” diyor. Eğitimlere katılanlara sihirli değnek ya da mucize asla garanti etmem, çünkü her şey, yaptıklarımızla şekillenir, hayatlarımız da. Ne ekersen onu biçersin lafı boşuna söylenmemiş. Eğitime katılıp çok etkilenip cebine koyup bir daha hayatına sokmayanı da var, çok güzel açılımlar yaşayıp kendi gücünü keşfeden, hayatını cennet gibi yaşayanlar da var. Diyorum ya, kişisel gayret olmadan bir mucize beklemek, dua ettiğim yerden havadan araba ev rızık beklemek gibi. Kur’an da altını hep çizer, eylem eylem eylem. İbadetler de zaten bu eylemlerin açığa çıkmasının bir biçimidir. Yukarıda da dedim ya, kolaya kaçmaya ve başkasından medet ummaya o kadar alışmışız ki, mucizeler gelsin bizi bulsun istiyoruz. Ancak sabırla, inanarak ve istikrarlı gayret gösteren herkes, mucizenin ta kendisi.
BENİ AYAĞA KALDIRAN GÜÇ İMANIM
Altından kalkmakta zorlandığınız bir hayat deneyiminiz oldu mu? Sizi ayağa kaldıran güç neydi?
Boşanma benim için bir mihenk taşıydı diyebilirim. Çocuklar, annelik, tek başına yaşam gibi bir sürü konuda kendimi çok aciz ve yetersiz hissettiğim konuda, işin üstesinden “Allah’ın ipine” tutunarak sağlıkla ve kalbi idrakle çıkabilmeyi çok şükür başardım. Beni ayağa kaldıran güç, tabi ki her zaman imanım oldu, inancın ötesinde bir hal, iman. Elbette halden hale geçtim, elbette çok zorluk yaşadım, ancak bana öğrettiği en güzel şey bu sürecin, İlgen’in de aslında aciz bir kul olduğunu, her zaman güçlü olmak zorunda olmadığımı hatırlatması oldu. Gerçek bir acizlik bilincinden geçen zaten o içindeki güce, cevhere, hakiki potansiyeline ulaşabiliyor.

İnsanoğlunun sıkıntıdan ve dertten kurtulamamasının nedeninin “şikâyet enerjisi” olduğunu düşünüyorum. Bilincimizi yükseltebilir ve şükür bilincinde kalabilirsek bu dünyada cenneti yaşayabileceğimize inanıyorum. Bu konuda sizin düşüncelerinizi öğrenmek isterim.
Şükür, bu dünyada, insanı en çabuk, en güzel şekilde ayağa kaldıran bir bilinç hali. Ayağıma giydiğim terliğe, su içtiğim bardağa, bu soruları cevaplamamı sağlana zihnime anılarıma, kullandığım telefondan başımı koyduğum yastığa bin şükür! Ve tabi bu şükür bilincini kalbime ince ince işleyen Allah’ıma bin şükür!
HER BİR ESMA, BAMBAŞKA KAPILAR AÇIYOR
Geçmişe takılı kalmak ve gelecekten endişelenmek, içinde bulunduğumuz anı yaşamamıza engel oluyor. Bu yüklerden kurtulmak için nasıl bir yol izlemeliyiz?
En çok başvurduğum yöntem, Yaradan’ımın sıfatlarıdır yani esmalardır. İnanın her bir esma, eğer yeterince bilinciyle okunursa, insanda bambaşka kapılar açıyor, farklı bir enerji alanına sokuyor bizi. Tabi okumanın da bir adabı bilinci olmalı. Ya Vedud okuyup “ Allahım o beni sevsin, sen beni sev” diye niyet ediyoruz.
Halbuki o koşulsuz, sonsuz sınırsız sevginin senin de içinde var olduğunu bilerek okumalısın. İçimdeki o potansiyel açığa çıksın diye okuyabilirsin. Ama diyorum ya, biz hep dışarıdan beklemeye alışmışız. Yeni bir bilinç inşası biraz zor evet ancak bir başardık mı, offf diyorum :) her halimizi kabul, anda kalmak, bunlar çok sık söylenir kişisel gelişimde ancak geçmişte takılı kalmış bir zihnin/kalbin bunları başarması zordur. O sebeple bir güçten yardım almak, yani Yaradan’ın ipine tutunmak, en güzel yol. Dilerim hepimiz her ne yaşıyorsak kolaylıkla çıkmamız nasip olsun.
Amin...
ÜNYE KENT GAZETESİ
0 Yorumlar