Ramazan en son 33 sene önce şubat ayına denk geldiğinde tarihler 22 Şubat 1993’ü gösteriyordu. Ankara’daki hayatımın daha ikinci yılındaydım. Ayrancı’daki bekâr evimde tek başıma bir Ramazan yaşıyordum. İftar saatinde topun atılmasını kardeşimle balkonda beklediğimiz günleri hatırlıyordum yüzümde bir gülümsemeyle. Sahur sofrasında çocukluğumun Ramazanlarına gidiyor, annemin o mis kokulu mutfağını özlüyordum.

Sekiz dokuz yaşlarındaydım. Oruç tutmama izin vermeleri için bizimkilere dil dökerdim. Mutfaktan yayılan kıymalı yufka böreğinin, çökelekli yumurtanın kokusuyla uyanırdım sahura. Babamdaki neşe ve heyecan görülmeye değerdi. Gecenin o vaktinde nasıl güler yüzlü ve konuşkan olurdu, bilinmez. Ben çocuk aklımla, annem ve babamın o mutlu telaşına şaşırır kalırdım. Oruç tutmanın zevki o küçük yaşlarda zerk edildi içime.

Ünye’de Ramazan geçirmenin ayrı bir lezzeti vardı. Sahurdan sonra Saray Camii’nde kılınan sabah namazı, Orta Camii’nde kılınan teravih, evde okutulan mukabele… Çocukluk hafızamın en güzel anılarındandır. Ramazan gelmeden önce, imece usulü açılan kuru Ramazan yufkası, arasına tereyağı sürülerek yenilen palazın damağımda bıraktığı tat, sıcacık pidenin o baş döndüren kokusu, Ramazan davulcusunun söylediği mani… Kendine özgü ritüelleriyle çok özeldi Ünye’de Ramazan.

Ramazan’ın gelişini coşkuyla karşılayan bir mahallede ve aile ortamında büyümenin etkilerini hissettim hayatım boyunca. Akşam ezanını beklerken edilen duaları, şükürle içilen bir kâse çorbayı, iftariyeliklere uzanan çatalın gerisindeki huzurlu yüzleri severim. İhtiyaç sahiplerine el uzatmayı hatırlatan; bizlere, zekât ve fitreyle yardımlaşmayı öğreten bir aydır bu ay. Oruç; öfkene hâkim olabilmek, sakin kalabilmek, hoşgörülü olabilmektir. İçini ve dışını tüm olumsuz etkilerden ve düşüncelerden arındırma gayretidir. Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okumak ve ilmini artırmaktır. Az konuşmaktır, sükût etmektir, sabretmektir.

            Hayırlı Ramazanlar diliyorum.

0 Yorumlar