Ankara'ya bahar geldiğini paltodan askılı bluz ve şorta direk geçişten anlarız biz :) Ağaçlar renklenmiş, çiçekler açmış hava sıcaklığı 28 görmüş bu günlerde içimi bir sevinç kaplar. Bu havaları fırsat bilir atarım kendimi dışarı. En sevdiğim ise, çiçekli elbiselerini giyen ağaçların zarif bir şekilde rüzgarda salınmasını izlemek ve tabi ki video fotoğraf çekmektir.

Nasıl da yaşama sevinci ve ümit veriyor insana değil mi? Kupkuru dalların tekrar bu güzelliklere bürünmesi bizim de sıkıntıdan, çözümsüzlükten ve depresyondan kurtulabileceğimizin bir kanıtı. Sen ne kadar karamsar olup, tüm yaşam damarlarının kesildiğini, kuruduğunu sansan da doğa gibi mutlaka o içindeki çiçekler bir gün açacak ve yepyeni bir bahar yaşayacak gönlün. Ümidini kesme, inan !
Ümitvar olabilmek bir meziyet. Olumsuzluklara odaklanmak yerine ailemiz ve kendimizle ilgili pozitif yanları bir listeleyip şükretmeyi denesek. Hem psikolojimiz daha iyi olmaz mı? 

"Gerçekte büyük bir sorunu hafife almak Pollyanna'cılık olabilir ancak abartılmış bir sorunu, normal seviyelerine döndürmek, tam bir gerçekliktir." cümlelerini Mecit Ömür Öztürk'ün "Dervişin Teselli Koleksiyonu" kitabında okuduğumda "evet evet işte bu!" dediğimi hatırlıyorum. Benim iyimserliğime Pollyannacılık diyenlere artık bu sözü söylüyorum.
İçim içime sığmıyor, ümidim ve neşem var. Yaz geldi Ankara'ya.... (Çok şükür)

4 Yorumlar

  1. Selam ne güzel anlatmışsınız Fatma Hanım her kelimesine katılıyorum. Yok öyle umutsuz olmak. Nasıl kuru toprak ve kuru ağaçlar canlanıyor sa sende canlan deli gönlüm diyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. İstanbul da günlük güneşlik ama güneşin feri yok baya serin, poyraz üşütüyor, tam yazlık giyemiyoruz.Sanırım Mayısı bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  3. ayyy işte hayat ne güzeeel :)

    YanıtlaSil