Fotoğraf:A.Mahir Erdem

Doğa coşmuş, canlanmış,
Çok da mutlu görünüyor,
Hatta parkın yürüme yolunu bile kaplamış otlar, sarmaşıklar,
İçinden insanı çekince kendi doğal haline dönmeye nasıl da hevesliymiş,
Neden insanoğlu bu kadar saygısızca büyümeyi, yayılmayı ve tüketmeyi seçmiş ki,
Doğal dengenin bozulması herkesin zararına....
                                                                                                             Fotoğraf:A.Mahir Erdem

Avrupa Birliği’ne bağlı Kopernik Atmosfer Gözlem Servisinden bilim adamları;  “23 Mart itibarıyla yapılan incelemelerde Kuzey Kutbu’nda Ozon Tabakası üzerinde gözlemlenen en geniş delik kapandı” açıklamasını yaptı.

Boğaz'da insanlardan önce de yunusların olduğu,  İstanbul Boğazı'nda; afalina, tırtak ve mıtır olmak üzere 3 türü bulunduğunu söylüyor bilim adamları. Biz insanlar evlere çekildiğimizde, bu corona günlerinde, Moda ve Sarayburnu'nda afalina türü yunusların, Bebek-Arnavutköy açıklarında ise mıtır türü yunusların görüldüğü, İstanbul Boğazı'nda ise tırtak türü yunusları ise görmeyi beklediklerini ifade ediyorlar. 

İnsanlar dışındaki tüm canlılar mutlu bu durumdan ne dersiniz?
                                                                                                                    Fotoğraf:A.Mahir Erdem

Keşke bizler de bu süreçten yenilenip, güzelleşip, temizlenip çıksak. Arınsak tüm kötü huylarımızdan yerine iyi huyları koyabilsek. Hem kendi dengemiz hem doğanın dengesinin bozulmaması için gayret sarf etsek. Bozulan doğa kendini yeniliyor, eski güzel günlerine dönüyor. 
                                                                                                                    Fotoğraf:A.Mahir Erdem

Yıllar önceydi Ankara'daki ilk yıllarım Aşağı Ayrancı'da bahçe içinde sokak arasında 4 katlı bir evin 2. katında oturuyordum. Tam da klasik bir mahalleydi orası. Fazlaca arabanın geçmediği sokakta çocuklar top oynar, karşıdaki bakkalın çırağına balkondan seslendiğinde, sarkıttığın sepete 2 süt bir ekmek koyardı. Mahallenin kasabı, manavı ve bakkalı vardı. Bu güzel Ayrancı semtinde güzel insanlar oturuyordu. Bir gün ben balkonda otururken, aşağıda top oynayan çocuklar bir süre sonra kaldırımda sohbet etmeye ve şakalaşmaya başladılar. Çocuklardan biri aşağılara kadar yapraklarını uzatmış bir ağacın yaprağını dalıyla kopardı durup dururken. O esnada yoldan geçen yaşlı bir amca hiç tereddüt etmeden çocuğun saçını çekti. Çocuktan bir feryat yükseldi. Ben de ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Amca o esnada büyük bir hayat dersi veriyordu. "oğlum ben saçını çekince canın yandı değil mi? İşte sen de o ağacın dalını sadece çekmedin, kopardın. Kim bilir o ağacın canı nasıl yanmıştır" dedi. Çocuk utançla amcaya bakakaldı. Ben de bu sözü hayatım boyunca unutmadım, çocuklarıma bu olayı anlatmayı kendime borç bildim.

19 Yorumlar

  1. En sonunda doğa kendisine ait olanı geri alacak.

    Bir musibet bin
    Nasihattan daha iyidir örneği :)

    YanıtlayınSil
  2. Hani çocuğa fırsat verirsen herşeyi başarır ve daha mutlu olur ya, doğa da şimdi bir çocuk gibi fırsatı yakaladı ve şimdi çocuklar gibi şen.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel benzetmişsin gerçekten de çocuk gibi olmuş doğa koşup oynuyor adeta

      Sil
  3. Doğa öyle muazzam bir sanat icra ediyor ki, bozulan uzuvlarını yeniliyor ve bizler için o güzelliklerini tekrar sunuyor. Biz ne zaman içimizdeki kötülüklerden vaz geçip doğa ile bir olup bütünleşeceğiz bilemiyorum. Öyle güzel bir anektot paylaşmışsın ki. Gerçekten yüreğimi ısıttı. Çok güzel bir örneklemeyle iyi bir hayat dersi vermiş. Yüreğimizi ısıtan kelimelerin ve bize huzur veren resimlerin için teşekkür ederim. Emeğine, kalemine sağlık. Saygılarımla. Vesselam...

    YanıtlayınSil
  4. Amca en iyi bu şekilde anlatabilirdi sanırım. Bizede köyde ağaçların meyvesini aldığımızda şöyle derlerdi "Meyvesini yiyin ama zarar vermeyin". Bizse o zamanlar çocuk aklıyla hiç umursamazdık. Yaş büyüdükçe anlaşılıyor her şey. Amcayı tebrik ediyorum tekrardan mükemmel bir hayat dersi vermiş.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hayat bize her azn ders veriyor umarım bu dersleri en iyi şekilde alıp sınıfı geçeriz

      Sil
  5. Çok güzel anlatmışsınız, doğa kendine ait olanı eninde sonunda geri alır :)

    YanıtlayınSil
  6. amca iyi ders vermiş. biz de işallah salgından sonra daha doğa dostu ve insancıl yaşarız. aşağı ayrancı ne güzel semt. ben de bir süre kuzgun sokak ta oturduydum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çok güzeldir ayrancı bahçeli iki semtte de oturdum Ankaraya geldiğim ilk yıllarda

      Sil
  7. Ankara'da ilk oturduğumuz semt Ayrancı'ydı.İlkokul 3. sınıfı Ayrancı'da okudum.Çok güzeldi o zamanlar Ankara..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. aaa ne güzelmiş
      tesadüfe bak çok güzeldir ayrancı

      Sil
  8. Doğa her koşulda insan için iyi bir öğretici... Okullarda nasıl tembel öğrenciler var, her hangi bir şey öğrenmek istemiyorlarsa, hayatta da tembel insanlar var, bir türlü yaşama sanatını öğrenemiyorlar, öğrenmek istemiyorlar... Korkarım bu durum dünyada insanlar oldukça böyle yaşanıp gidecek. Doğa ve insan bir gün çatışma haline girerse doğanın galip geleceğinden eminim neyse ki... bu yüzden de içim rahat. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaşama sanatı çok mühim gerçekten de
      Zarif ve hassas olmalı yaşarken
      keşke olabilsek

      Sil
  9. Güzel bir dersmiş, ben de derim çocuklarıma onların da canı var diye. Doğa insansız daha mutlu kesinlikle

    YanıtlayınSil