Belekte Salı günü memleketlerinde güneşe hasret turistler,
Kasım ayında çocuk çoluk demeden soyunmuş kendilerini Akdenize atmışlardı,
Hiç üşümezler mi?
Anlayamadım ben bu işi :))

Gördüğünüz üzere, yün hırkamı onları öyle görünce çıkardım,
Kışlıklarımla sıcak sıcak oturup onları izledim :)
Öğle güneşi güzeldi gerçi,
Ama ne olursa olsun, Kasımda biz Türkler denize girmeyi pek de düşünmeyiz değil mi?
Ertesi gün duydunuz Antalya'da fırtına kış kıyamet,
Zavallı turistler denize uzaktan bakakaldılar,
Buraların havası belli olur mu?
Memleketimizin insanları gibi havası da her an değişebilir !!
Ruhsal durumumuza benziyor, havamızda,
Bakarsın süt liman, bir bakarsın taşıp kabarmış....

Ankaraya dönüşü uçakla yapayım dedim,
Fırtınayı hesaba katmamıştım,
Kalkışta uçağın sarsıntıları ve bir kaç kadının çığlığı ile başlayan yolculuğum,
Sağ salim sona erdi,
Şükür, yağmurlu Ankara akşamında evime ulaştım...
Sunumum güzel geçti,
1 Ocaktan itibaren sanayilerin çevre ile ilgili almak zorunda oldukları izin ve lisanslar için yapacakları başvurular, elektronik ortamda alınacak, değerlendirilecek ve izin verilecek,
Çeşitli illerden gelen kurumumuz personeline, bu konu ile ilgili sunum yaptım,
Sorularını yanıtlamaya çalıştım.....
Otelin diğer bir salonunda bilardo turnuvası vardı,
Vakit olsaydı da izleseydim,
Malesef salona bir girip foto çekip çıktım,
Sizlere Antalyadan getirdiğim havadisler bu kadar,
Mavinot: Diğer yazıma gelen yorumlarınıza çok teşekkür ediyorum,
O fotoğraftaki bebek arkadaşımın bebeği değil,
Sadece netten bulup çok beğendiğim bir fotoğraf,
Yanlış anlaşılmış sanırım,
Düzeltme yapmak istedim....