Çok sevmiştim okuduğumda "Camdaki Kız" kitabını. Şimdi dizisini izliyorum. Yüreğim götürdüğü ölçüde :))
Burcu Biricik zaten favori oyuncularımdandır. Feyyaz Şerifoğlu karşımıza "Kırmızı Oda" da çıkmıştı. Aralarındaki uyumu gören yapımcılar hemen bu dizide de birlikte oynatmışlar. Güzel bir seçim olmuş. Nur Sürer müthiş bir Feride olmuş, tam da Handan'ın takıntılı hasta annesi. 

Gülseren Budayıcıoğlu'nun tespitleri çok etkileyiciydi kitapta. Kitaptan alıntıları paylaşmak istiyorum.

Mutluluk bir karardır sevgili dostlarım. Eğer bir insan mutsuzsa, onu bu dünyada hiçbir şeyle mutlu edemeyiz. "Kim ister ki mutsuz olmayı?" dediğinizi duyar gibiyim. Kimse istemez tabii ama ona zamanında mutlu olmayı kimse öğretmediyse, ruhu hep bir şeylere isyan ediyorsa, adalet duygusu incinmişse artık onu başkaları mutlu edemez ki... İnsanları huysuz ve geçimsiz yapan da sevgisizliktir zaten. O mutsuzluğuyla, huysuzluğuyla barışıktır. Ancak bunu kendisi çok ister ve çok gayret ederse değiştirebilir. (Camdaki Kız syf.16)

Tüm bu hareketler çaresizlik sinyalleri.. Küçük çocuklar yapar bunu. Annesine sesini duyuramayan, hiç tanımadığı bu dünyada yapayalnız kaldığını sanıp ölümden kaçmaya çalışırken çırpınan çaresiz çocuklar...Bunlar yetişkin insanlara has davranışlar değil. .....(Camdaki Kız syf.29)

....Sadece onu dinledim. Yargılamadım, suçlamadım, ayıplamadım. O da kendi sesini duydu ve yanlıştan döndü....... (Camdaki Kız syf.61)

...Ben bu kadar değerli miydim? Çok tehlikeli bir yorum bu. Bir kadın değerini kendi vermeli. bu işi erkeklere bırakmamalı. Çünkü o erkek bir gün çekip giderse, kadının değerini de beraberinde götürüverir. ..... (Camdaki Kız syf.66)

Kader motifi işte tam da böyle bir şeydir. Çocukken o motif size ne yaptıysa, ne hissettirdiyse, çevreniz değişir, insanlar değişir ama motif değişmez. Ne yapar eder, sizi aynı motifin saldığı kokulara doğru mıknatıs gibi çeker. Yalnız mıydınız, çok mu aşağılandınız, kimse size değer vermedi mi, terk mi edildiniz, umutsuzluğa, karanlıklara mı itildiniz.....(Camdaki Kız syf.114)

İnsanın tutkularının esiri olması, aşkı için her şeyi yıkmayı göze alması zayıflık mı, yoksa gücün ta kendisi mi bilemiyorum. Çoğumuz bunları göze alamadığımız için, yaşamak istediklerimizi değil, hayatın bize sunduklarını yaşamakla yetiniyoruz. Yeniden dünyaya gelsek, yapmak istediklerimiz, şu anda yaşadıklarımızdan çok farklı olmaz mıydı? Hangisi daha doğru, hangisi daha güzel olurdu acaba? (Camdaki Kız syf.119)

Güçlü insan ne demek biliyor musunuz, gereğinde kendi duygularına dur diyebilmektir güç. Şimdi sizin zor da olsa bunu yapmanız gerekiyor. Ne demek, mecbur kabul etmek ? ......Siz bazı şeyleri kabul ettikçe, O daha rahat hareket ediyor. Eğer bu aşksa, ikiniz de bunun gereğini yapmalısınız. Yoksa bir ayağı kırılır topal olur aşk. Eğer siz onu kaybetmekten korkuyorsanız, aynı şey onun için de geçerli olmalı. (Camdaki Kız syf.132)

Anne bu dönemde bebeğe nasıl davrandıysa, bebek büyüdükçe başkalarıyla kurduğu ilişkileri ilk öğrendiği bu anne bebek ilişkisi gibi kurar. Anne ona güven verdiyse, o bebek için dünya güvenli bir yerdir. Vermediyse güvensiz. Bebek bu ilişkide güveni bulamazsa, gelecekte o yetişkin için tüm lişkiler güvenilmezdir.  (Camdaki Kız syf.178)

Doğduğumuz evlerde yazılır kaderimiz. (Camdaki Kız syf.180)

.....Hepimiz genelde tam olarak bunu yaparız. Bir gün aniden çocukken alışkın olduğumuz duyguları bize hissettirecek ilişkilerin içinde buluruz kendimizi. Sonra da döner, bunu biz zorla arayıp bulduk demek yerine, kaderim böyleymiş der, geçeriz.  (Camdaki Kız syf.181)

2 Yorumlar

  1. Yerli dizileri pek takip etmiyorum ama kitabını bende okumak istiyorum. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oku bence güzel çok eleştiriyorlar yazarı ama ben tüm kitaplarını çok sevdim açıkçası

      Sil