Hayatın tüm yükünü omuzlarında hissediyordu kadın. Ne zaman saçları beyazlamış, elleri bir ipek yumuşaklığına dönüşmüş? Dizlerindeki ağrılar, kalbinin teklemesi ve bir avuç ilaç içmesi ona garip geliyordu. Hangi ara yaşlanmış bu kadar hastalanmıştı? İnanamaz bir şekilde bakınıyordu çevresine. Bir hastane yatağında kablolara bağlı yatarken düşündü geçen ömrünü. Film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden adeta yaşıyordu o günleri. Oğlu, kızı, gelinini, damadını görür gibi oldu, onların konuşmaları ona bir masal gibi geliyordu. O yarı açık yarı kapalı gözleriyle hayal ile gerçek arasında gidip geliyordu. 

“Benim mi bu aciz ve yaşlı vücut? ne zaman bu hale geldim. Çok gencim, daha yeni evlenmişim. Önümdeki uzun ve neşeli yılların hayallerini kuruyorum. Aşığım, çocuklarım, torunlarım olacak, çok sevdiğim Recomla bir sahil kasabasında yaşlılığın tadını çıkaracağım.

Şimdi hatırlıyorum. Çoğu hayalimi gerçekleştirdim. 2 erkek, bir kız çocuğun annesi oldum. Onların büyümesini güzel bir meslek sahibi olup, evlenip barklanmalarını, torunlarımı sevmeyi diledim. Çok şükür kızımın bir, oğullarımın iki oğlu oldu. Kayınvalidemin hastalığı ve yaşlılığında bakıp hayır duasını aldım. Hatta bana “kızım sen hastacanasın çocuklarından biri doktor olsun da sana baksın” dedi. Duası kabul oldu ve 2 çocuğum doktor oldu. Anneanne ve babaanneliği de yaşadım. Torunlarımı gönlümce şımarttım, sevdim. Reco emekli olduktan sonra, bana vakfetti hayatını. Birlikte hastalıklarımla uğraştık, her şeye rağmen birlikte olmanın tadını çıkardık. Çocuklarım, damadım, gelinlerim ve torunlarımla birlikte olduğumuz anlar ise bir şölene dönüştü. Onların bizi el üstünde tutmaları, hizmet etmeleri, bir dediğimizi iki etmemelerini memnuniyetle karşıladık. Daha uzun yıllar var sanıyorduk önümüzde birlikte geçireceğimiz ama, bir ay içerisinde hastalanıp apar topar terk-i diyar etti çok sevgili can yoldaşım. Benim hastalıklarımdan ürkmüş olmalı benden önce göçmeyi diledi ve bu dileği gerçekleşti. Ben ise, kanadım kırık kaldım mı bir başıma. Beni hiç bırakmayan çocuklarım vardı çevremde, ama ben hep yalnızdım gönlümde. Hayat arkadaşımın yokluğunda biraz daha çöktüm sanki. 

Şu anda her yerim ağrıyor, hiçbir yerimi kımıldatamıyorum, farklı bir alemde yaşıyorum. Yanımda gözyaşı döken, Kuran okuyan evlatlarım bana huzur veriyor. Tüm ruhumda hissediyorum sevgilerini, üzüntülerini ve çaresizliklerini. Ama ben mutluyum, Allah bana böyle güzel bir hayat bahşetti neredeyse 80 yıl yaşadım. İmanla göçen bir insanın Sevgili’ye kavuşacağına dair inancım tam. O nedenle konuşabilseydim, çocuklarıma benim için üzülmemelerini hatta sevinmeleri gerektiğini söylerdim. Tüm bedeni ve dünyevi acılarımdan arınmaktır benim için göçmek. Ben orada, çok özlediğim, güler yüzü ve şefkatli kollarıyla beni karşılayacağını bildiğim Reco'ma kavuşacağım için çok mutluyum.
(Öğle arası hastane dönüşü, 6 Temmuz Cuma günü 16:00'da kaleme aldım.)

KAYINVALİDEMİ UĞURLADIK 
 8 TEMMUZ PAZAR GÜNÜ 
MEKANI CENNET OLSUN