Leylak Dalı çok güzel ve yaratıcı bir uygulama başlattı,
Okuyan kadınların resmedildiği tabloları ekleyecek bloğuna her hafta,
Ve tabloya baktığımızda bizde uyandırdığı duyguları yazacağız,
Bu fikre bayıldım,
Bu sayede hem tabloları görecek ve öğreneceğiz,
Hem de yaratıcı fikirler ortaya çıkaracağız,
Ben de kitap okuyan ünlü kadınların fotoğraflarını görünce düşünmüştüm,
Bizde neden böyle fotoğraflar olmaz diye,
Genellikle yemek masasında olur bizim fotoğraflar :))
Ya da güzel bir manzaraya sırtımızı vermişken dostlarla birlikte,
Neden acaba en güzel dost olan kitap elimizde bir tek bile fotoğraf çektirmek aklımıza gelmez,
Kitapların içinde kaybolarak okumak,
Zamanı ve mekanı unutturuyor insana,
Yazarın yazdıkları ile yeni bir dünya oluşturuyoruz hayalimizde,
"Boş vaktim yok okuyamıyorum" diyenler çok ülkemizde,
Boş vakitte mi okunmalı kitap ?
Nasıl bir yanılgıdır bu,
Kitap okumak aksine dolu vaktin işidir,
Ayrı bir zaman ayırmak gerekir,
Yatmadan önce 1 saat ayırıyorum ben kitap okumak için,
Gerçi sürükleyici bir kitapta bu 1 saati geçirdiğim oluyor tabi,
Alışkanlıkla ilgili bence kitap okumak,
Çocukken bu alışkanlığı kazandıralım deyip dururuz ya biz büyükler ,
Zor iş vesselam,
Malesef ben çocukken hiç de sevmezdim kitap okumayı,
Hatta Martı'dır, Leo Buscalia'dır, Küçük Prenstir bana kitap okumayı sevdiren,
Geç başladım utanarak söylüyorum,
Öyle dünya klasiklerini 15-16 yaşlarında hatmetmedim,
Abim Kemal Tuğcu okurken hiç de merak edip okumadım,
Ama şimdi telafi etmeye çalışıyorum,
Zevk almayı öğrendim okumaktan,
Okuduklarımın bana hissettirdiklerini başkaları ile paylaşmaktan da çok hoşlanıyorum,
Okuduğum kitabı yakın arkadaşlarımın da okumasını,
Benim gibi sevmesini istiyorum :)