2011'in ilk iş günü,
İlk yazısı,
2011'de yenilikler yapmak istiyorum,
saç modelimi değiştirmek ile başladım yeniliklere :)
Önümüzdeki günler ve aylarda bir sürü radikal kararlar almayı ümit ediyorum,
Gerçekleştikçe bahsedeceğim,
KIRMIZI'yı
2011'in rengi olarak seçtim,
Siboşun hediyesi yumuşacık kırmızı polar şirin mi şirin pijamalar ve
Bej puantiyeli kırmızı sabahlık ile girdim yeni yıla :))
Bu yılın enerji dolu, hareketli, kırmızı gibi güçlü geçeceğini düşünüyorum...
Yılbaşında, kayınvalidemde kardeşler, torunlar hep birlikte yemek yedik,
Sonrasında tombala oynamak için eve döndük :)))
TV'lerde pek de orjinal birşey yoktu,
En çok da Ferhat Göçerle düet yapan Gülden Karaböcek ilgimi çekti benim,
Gülden Karaböcek oyuncak bebek gibiydi,
Sesi o 30 yıl önceki ses,
Benim bir geçmişim var onunla!!!
Milliyet Çocuk Dergisi vardı,
Yıl 1975-76,
Abim 4. sınıfta ben, 1 deyim,
Daha okuma yazmayı yeni öğrenmişim,
Abim üye dergiye, kupon gönderiyor hediye çekilişine katılıyor,
Yedek kuponları da benim adıma gönderiyorlar,
İstanbul'da ise çekilişi yapan ünlü bir el var,
O benim ismimi çekiyor,
O, 7 sandık hediye bana geliyor,
Dergiden röportaj için ÜNYE'ye muhabir geliyor,
Hediyelerin arasında teyp de var,
Babam röportajda "bize bu hediyeleri kazandıran Gülden Karaböcek'in kasetlerini dinleyeceğiz bu teypte" diyor,
Ben dünyadan bir haber,
Uzatılan mikrofona çekingen cevaplar veriyorum,
Muhabir boy boy fotoğraflarımızı çekiyor,
1 ay sonra dergide 2 sayfa bize ayrılmış,
"Küçük Fatma Ünye'de En Şanslı Kız İlan Edildi" manşetiyle haberimizi yayınlıyor,
Bu yılbaşı gecesi taaa o yıllara gittim,
Gülden Karaböceğin o çocuksu sesini dinlerken...