Sabah gazeteyi açtığımda Elif Şafak TOBB Üniversitesinde söyleşi yapacak,
haberini okudum ve heyecanlandım,
Aaaaa tam karşısı,
Gitmem mi !!!!!
Ayağıma gelmiş :))
Hem de ağzımdan sular akarak okuduğum kitabı konuşacak,
Duramadım tabi atlayıp gittim,
Öğrencilerin arasına karıştım,
Sakin, duru, mahçup, bilgili, sade, mütevazi,
Onu bunlarla tanımlayabilirim gibi geldi bana...

İlk sözü alma cesaretini gösteremedim,
Üçüncüde konuştum :)
Şems'in bir kuralını okumak için izin isteyerek başladım konuşmama,
Teşekkür ettim yazara, o da beni can kulağı ile ve notlar alarak dinledi,
Gözlerimizin birbirine değmesi ve onun beni dinlemesi çok hoşuma gitti,
Gençlerin muhakkak okuması gerektiğini,
Secret, Ferrarisini Satan Bilge gibi kitaplar ile vaktimizi boşa harcadığımızı,
Mevlanayı, Şems'i, tasavvuf felsefesini okumak ve anlamanın önemini bize hatırlattığı için AŞK'ı çok sevdiğimi söyledim ona,
Söyleşiden birkaç hususu not aldım ,
Buyrun;

TEKNİK USULLER TEBLİĞİ

Yazmak benim için hayat demek, yeniliğe açık kalmak, keşfetmeye çalışmak, kalbinin ve zihninin kapılarını dünyaya açmak. Neyi hissediyorsanız onu yazmalısınız. Kalbiniz sizi yönlendirir. Yazarın yazdıklarından vazgeçebilmesi çok önemlidir. Yazar için en büyük sınav, yap-boz gibi yazabilmesidir. Bilgisayar ortamında yazmayı tercih ediyorum. Yazdıklarımdan kolayca vazgeçebiliyorum bu sayede.


Edebiyat başkası olma yeteneği, edebiyat ve tasavvuf arasında böyle bir ilişki var. 16-17 yıl önce ODTÜ’de öğrenciyken tasavvuf dokusu taşıyan kitaplar ilgimi çekti. Tasavvufta aynı görmek ve eşitlik çok önemli.


Kültürel önyargılarımı Aşk kitabımın kapağı ile aştım. Benim hiç tercih etmediğim pembe renk ve kalp figürü kendiliğinden oluştu. Ancak erkek okuyucularımdan tepkiler alıyorum. Herkesin içinde pembe bir kitabı okuyamadıklarını söylüyorlar. Siyah veya kül rengi kapaklı Aşk yayınlamayı düşündürdü bize bu durum.