EVLİLİK
Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....
Halil Cibran
Geçenlerde biriyle tanıştım, hemen nerelisin, evli misin? soruları ardı arkasına geldi. 42 yaşındayım hiç evlenmedim dedi Leyla. Ben de gayri ihtiyari istiyorsan olur geç değil benim yaşımda arkadaşım geçen yıl evlendi dedim. Arkadaşları ona "hoşuna giden biri olduysa evlen baktın olmadı, boşanırsın" diyormuş. O bu fikri yanlış bulduğunu söyledi. Gerçekten de evlenmiş olmak için evlenilmeyeceğini düşünenlerdenim ben. Hele de "evleneyim de, baktım anlaşamadık ayrılırım" diye bir yola girmek ne kadar doğru. Allah isteyenlerin gönlüne göre versin. 

Evlilik ince mevzu, özen ister, aşk ve sevgi ister, saygı ise olmazsa olmazıdır. Aşık olup evlenirsin, görücü usulüyle evlenirsin, hoşlanıp evlenirsin. Hiç kimse de boşanmak için evlenmez değil mi ama? Ancak baktın gerçekten olmuyor, ayrı dünyaların insanlarısınız o zaman yolunu ayırırsın ki bu da çok normal.

Normal olmayan, evliliğini sürdürdüğün kişiyi sürekli değiştirmeye çalışmak, sürekli eleştirmek, sürekli memnuniyetsiz olmak, her fırsatta aşağılamak, her an bir eksiğini bulup küçük düşürmek, her fırsatta şikayet etmek, saygı duymamak, değer vermemek. Tüm bunları hissettiğin adam veya kadınla neden evli kalıyorsun ki hala?

Evlilikte huzur çok önemli. Huzurlu bir evlilikte dengeler vardır, sevgi ve saygı vardır. Karşısındakinin mutluluğu öndedir. Düşünsenize kadın ve erkek karşılıklı birbirini mutlu etmek için gayret etse o evde nasıl bir saygı ve sevgi ortaya çıkar. Değer vermek çok önemli ayrıca. Sana değer verilmeyen, saygı duyulmayan  bir ortamda bulunmak bile istemezsin değil mi? Senin en özel alanın yuvanda bu olmazsa ne olur? Bir de çocuklar varsa, yanınızda sizi gözlemleyen hayatını sizin davranışlarınız ve tutumunuzla şekillendiren çocuklarınız sizi nasıl görmek ister? İleride kendi ailelerini kurarken rol modelleri ana babalarıdır oysa ki. 

Geçende biri mutlu olmak değil huzurlu olmak isterim dedi. Mutluluk geçici bir şey, insan mutlu da olur, mutsuz da ama huzurlu olursan o huzuru kimse bozamaz. Şöyle bir düşündüm, gerçekten  nasıl  da doğru. Huzurlu olmanın keyfini süren bu dünyada kendi cennetini bulur. Evlilikte de aramamız gereken huzur, güven ve saygı. Sevgiyi ve aşkı da çoğaltan bunlar değil mi zaten. Mesken'in sükunet ve huzur anlamı olduğunu öğrendim okuduğum bir kitaptan. O meskenin yuva olması için de bu ikisinin geçerli olması ne kadar da mantıklı. 

Bu arada herkes evlenmeli, bekar kimse kalmamalı diye bir iddiam yok tabi ki. Hatta gönlüne göre birini bulamadıysan evlenmenin de çok anlamı olmadığını düşünüyorum. 

Halil Cibran'ın söylediği gibi; 
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,

Birlikte olduğunuz kadar yalnız olmanın da keyfini çıkarın. Oyun alanı bırakın birbirinize. Tartışmalar, anlaşmazlıklar tabi ki olacak. Önemli olan bu sorunları nasıl yönettiğiniz. Sürekli eski defterleri açıp birbirinizi kırıcı mı konuşuyorsunuz, yoksa o anda bile kırmamaya özen mi gösteriyorsunuz? Atalarımız dememiş mi "bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez"  diye. Tartışmalarda sinirle ağzınıza gelen her şeyi söylememeli. Dönüp dolaşıp sevgi ve özene geliyor sanki. İnsan eş olarak seçtiği kişiyi her haliyle kabul etmeli, olumsuz yanlarını da konuşabilmeli tabi ki. Ancak bir orta yol bulabilecek hassaslıkta olmalı bu konuşma.


Karşılıklı özveri ve emek vermek de gerek. Her işte olduğu gibi emeksiz olmaz. Dengede ve sağlam ilişkinin formülü ; tek taraftan beklenti içine girmemek. hatta beklentisiz olursan oh ne ala hayat. Yaptıysa mutlu ol yapmadıysa beklentin zaten yok. Ancak bu hassas terazi bozulduğunda işler de bozuluyor. sabretmek ve birbirini anlamak da başka bir püf noktası.


İnce Zanaat bu evlilik işi. Eskiler demiş ya "iki cambaz bir ipte oynamaz "diye. Bazı evliliklerde herkes kendini usta cambaz sanarak o ipte yürümeye çalışırsa birinin düşmesi kaçınılmaz. Senkronize, birbirine destek ve hoşgörüyle yürürlerse o ipin üstünde karşıya başarıyla geçebilirler belki de. Ne dersiniz?