İçten ve güzel gülen insanlar her zaman daha yakışıklı veya güzel görünür bana. 'O' da öyle güzel gülerdi ki. Her zaman sevgiyle bakardı. Tamer Abim evdeki erkeklerin en küçüğüydü. Çocukken bilirdim ki, aşağı kata onların evine gittiğimde tüm ev ahalisi beni büyük bir mutlulukla karşılayacaklar. 4 erkek 2 kız kardeşlerdi. Bu kalabalık ve neşeli aile ile birlikte olmaya bayılırdım. Şahinde Yenge bana en sevdiğim yemekleri hazırlar, su böreği, turşu kavurması, mısır ekmeği her zaman olurdu mutfaklarında. Onların evinde benim adım Fatmanur'du. Hiç yadırgamazdım annem ve babamdan farklı olarak bana hitab etmelerini. Onların en yakın akrabaları olarak görürdüm kendimi. Evdeki tüm abiler tarafından küçüklük anılarımın neşe ile anlatılması hoşuma giderdi. Onların evinde her zaman baş tacı yapılma nedenlerimden biri de evin babası Kamil Amcamın (Allah Rahmet Eylesin) beni kızı gibi sevmesiydi. Ben de onu çok severdim. Kamil Amcayı kaybettiklerinde daha ilkokuldaydım, ilk kez bir yakınım terk-i diyar ediyordu, çok etkilenmiş ve üzülmüştüm. Tamer abimin hastalandığını, kötü olduğunu duyduğumda da elim telefona gitmedi. O güzel havalı saçlı, gülerken gözlerinin içi gülen hayat dolu Tamer Abimin o kötü hastalığın pençesine düştüğünü kabullenmek istemedim. Kalbim acıdı, çocukluğuma gittim, O kalabalık ailenin neşeli günleri geldi aklıma. Dün ise acı haberi öğrendim. Gözlerimden akan yaşlar engel oldu anılarımı görmeme. Ona veda edemeden gitmişti, inşallah şu anda çok güzel bir yerdedir. Etrafındaki meleklerle şakalaşıyor ve o güzel gözleri ile gülüyordur yine. Allah Rahmet Eylesin, mekanı cennet olsun. İlk olarak Şahinde Yengeye Allahtan sabır diliyorum. Tuncer, Yüksel, Ahmet Abilere, Fatma ve Beyhan Ablalara da kardeşlerinin acısının büyük olduğunu ve o acıyı paylaştığımı söylemek istiyorum. Eşine ve oğluna da sabır diliyorum. Hepimizin başı sağolsun.