Güzelim yeşil gözlerine siyah kalem çeker, rujunu sürer, o zamanların modası permalı kısa saçlarını düzeltir, en güzel kıyafetlerini giyer, parfümünü sıkar kabul gününe gitmek için hazırlanır, ben de onu hayranlıkla izlerdim. Çocukluğumu düşündüğümde bu film karesi gelir gözümün önüne.

Anneee kapıyı açççç!!! Bizim için bu doğal bir seslenişti. Şimdi düşünüyorum da benim çocuklarım okuldan gelince bana hiç böyle seslenemediler. Ev hanımı bir annenin çocuğu olmanın ayrıcalığını yaşadım ben. Okuldan geldiğimde mutfaktan enfes kokular gelirdi. Bazen de kahkahalar ve parfüm kokuları. Ben en çok da bunu severdim. Komşu teyzeler şık şıkıdım, çaylar içer, pastalar, börekler yerlerdi annemim gününde. Okuldan geldiğimde onlara hoş geldin demek için salona geçer, tek tek ellerini öperdim. Ruj izleri yanağımda odadan çıkarken, “ ayy nasıl da büyüdü, pek de güzel” sözlerine hem utanır hem de sevinirdim.

Annem, benim için dünya güzeli bir insandır. Hem içi hem dışı güzeldir onun çünkü. Güleryüzlü, sevgi doludur her zaman. Kimseyi kırmaz, fedakar, iki eli kanda da olsa herkesin yardımına koşar, kendinden çok başkalarını düşünür. Hassas ve kırılgandır. Herkesi kendi gibi sandığı için de üzüntüleri büyük olur. Hiç ummaz çünkü, insanların kötü olabileceğini hiç düşünmez. Herkesi kendisi gibi saf ve temiz sanar.

Cennetin ayaklarının altında olduğuna inandığım yegane insan annemdir. Her anne için söylenir biliyorum ama, bence bu sıfatı hak edenler sadece saf, temiz ve iyi niyetli insanlardır. İçinde hiç kötülük, kin olmayan anneler için cennetlik derim ben.

Benim annem cennetliktir.

Onu çok seviyorum.